<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Akın Avukatlık Danışmanlık Arabuluculuk</title>
	<atom:link href="https://akinavukatlik.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://akinavukatlik.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2021 09:48:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.7.13</generator>

<image>
	<url>https://akinavukatlik.com/wp-content/uploads/2021/02/favicon.png</url>
	<title>Akın Avukatlık Danışmanlık Arabuluculuk</title>
	<link>https://akinavukatlik.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tanınmış Marka Kavramı</title>
		<link>https://akinavukatlik.com/taninmis-marka-kavrami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2021 09:48:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akinavukatlik.com/?p=2072</guid>

					<description><![CDATA[TANINMIŞ MARKA KAVRAMI VE TANINMIŞ MARKANIN KORUNMASI Tanınmış Marka Kavramı Marka, bir işletmenin mal ve/veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal ... <a class="cz_readmore" href="https://akinavukatlik.com/taninmis-marka-kavrami/"><i class="fa fa-angle-right"></i><span>Daha fazla oku</span></a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TANINMIŞ MARKA KAVRAMI VE TANINMIŞ MARKANIN KORUNMASI</strong></p>
<p><strong>Tanınmış Marka Kavramı</strong></p>
<p>Marka, bir işletmenin mal ve/veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işarettir.  Marka üzerindeki hak, mutlak bir hak olup, sahibine markanın başkası tarafından kullanılmasını yasaklamak da dahil inhisarı hak ve yetkiler ile mal varlıksal (maddi) menfaatler ve sınırlı manevi haklar sağlar.<sup>1</sup></p>
<p>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda markanın ve tanınmış markanın tanımı mevcut değildir. 6769  sayılı Kanunu’nun “Marka Olabilecek İşaretler” başlıklı  4. maddesinde <em>“Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.”</em> hükmü düzenlenmiştir.</p>
<p>6769 sayılı Kanunun 6. maddesinin dördüncü fıkrasında, <em>“Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6’ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar”</em> denilmiş ancak tanımı yapılmamıştır. Kanunun 6. maddesinin beşinci fıkrasında, <em>“ Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle”</em> denilerek Türkiye’de tescilli tanınmış markalar düzenlenmiştir. Tanınmış markanın tanımı Paris Sözleşmesinde de düzenlenmemiştir.</p>
<p>Ülkemizin de taraf olduğu TRIPS’in (Dünya Ticaret Örgütü Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması) 16/3 ncü maddesinde farklı mal ve hizmetler bakımından da tanınmış markanın kullanımının bu mal ve hizmetlerle tescilli markanın sahibi arasında bir bağlantı olduğunu göstermesi ve bu kullanım nedeniyle tescilli ticari marka sahibinin menfaatlerinin zarar görme olasılığının mevcut olması halinde tanınmış markanın aynı veya benzer olmayan mal ve hizmetler bakımından da tescil edilemeyeceği düzenlemesi getirilmiştir.</p>
<p>Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi tarafından tanınmışlık için dikkate alınan kriterler bunlarla sınırlı olmamak üzere; markanın tanınma ve bilinme derecesi, pazar payı kullanım yoğunluğu, kullanımın coğrafi kapsamı, kullanım süresi, marka için yapılan tanıtım faaliyetleri, marka ile ilgili başarılı koruma uygulamaları, mahkeme kararları, tescil sayıları ve süreleri, sertifika ve ödüller,  markaya atfedilen değerlerdir. <sup>2</sup></p>
<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tanınmış markayı “bir şahsa veya teşebbüse sıkı şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak tarif etmek mümkündür” şeklinde tanımlamıştır.<sup>3</sup></p>
<p>Tekinalp’ a göre tanınmış marka, “Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunmuş markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin vatandaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalardır.” şeklinde tanımlanmıştır. <sup>4</sup></p>
<p>Türk Patent Enstitüsü tarafından tanınmış markanın tespiti konusunda çeşitli kriterler geliştirmiş, <em>“Markaların Tanınmışlık Düzeyleri İle İlgili Esaslar Ve Uygulaması</em>” başlıklı yazısında bu kriterlere yer verilmiştir.<sup> 5</sup>   Buna göre  tanınmış markadan söz edilebilmesi için markanın halk tarafından tanınmışlık düzeyi, markanın herkes tarafından bilinirliği, markanın, malın potansiyel ve fiili kullanıcılarının da ötesinde ulaşmış olduğu genel tanınmışlık düzeyi, markanın tescilinin ve kullanımının süresi, tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alanı ve kapsamı, üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı, markaya ilişkin promosyon çalışmalarının özellikleri, promosyonun niteliği, reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetlerinin varlığı, markanın tanınmışlığını gösteren bir mahkeme kararının olup olmadığı, markanın orijinalliği, ayırt edicilik niteliği, markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmalarının varlığı, markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler, markanın üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle özdeşleşip özdeşleşmediği, markayı taşıyan ürüne veya marka sahibi firmaya ilişkin olarak alınmış belgeler, ödüllerin varlığı, markayı taşıyan ürünlerin dağıtım kanalları, markanın parasal değeri, marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği, markanın halk nezdindeki tanınmışlık düzeyini gibi kriterler dikkate alınarak her somut olaya göre  ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Tanınmış Markanın Türkiye’de Tescili</strong></p>
<p>Türk Patent Enstitüsü (yeni düzenlemeyle Türk Patent ve Marka Kurumu), başvuru sonucunda tanınmış marka incelemesi yaparak özel olarak korunan marka statüsünde tanınmış markaları tescil etmektedir. Türk Patent Enstitüsü tarafından tanınmış markanın tespitinde <em>“Markaların Tanınmışlık Düzeyleri İle İlgili Esaslar Ve Uygulaması</em>” başlıklı yazısında yer verilen kriterler dikkate alınarak değerlendirme yapılmaktadır.</p>
<p><strong>Sınai Mülkiyet Kanunu’na Göre Korunması Koşulları Tanınmış Markaya Sağlanan Koruma Biçimleri</strong></p>
<p><strong>Mutlak Tescil Engeli Olarak Korunması</strong></p>
<p>6769 sayılı Kanunu’nun “Marka tescilinde mutlak ret nedenleri” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde <em>“Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler”</em> in marka olarak tescil edilmeyeceği hükmü yer almaktadır.</p>
<p>Ayrıca tanınmış markanın diğer tescilli markalar için öngörülen mutlak tescil engeli olarak yer verilen korumadan da yararlanabilmektedir. Bu nedenle tanınmış markanın tescilli olduğu mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili, olarak tanınmış markanın aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan başka bir markanın tescili için talepte bulunulduğu takdirde, 6769 sayılı Kanunu’nun 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının ç bendi kapsamında tanınmış marka, mutlak tescil engeli teşkil edecek ve talebin re’sen reddedilmesi gerekecektir.</p>
<p>556 sayılı Mülga Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesinin 1. fıkrasının ı bendinde, sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesi’nin 1 inci mükerrer 6. maddesine göre tanınmış markaların tescilinin mümkün olmadığına yönelik düzenleme olmasına rağmen Sınai Mülkiyet Kanunu’yla birlikte Paris Sözleşmesi bağlamında tanınmış markalar mutlak ret sebebi olmaktan çıkarılmıştır. Buna göre tanınmış marka sahiplerinin Türkiye’de tescil yaptırarak bu korumadan yararlanması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Nispi Tescil Engeli Olarak Korunması</strong></p>
<p>Paris Sözleşmesi 1. mükerrer 6. maddesi kapsamındaki tanınmış markanın üye ülkelerde tescilli olması halinde tanınmış markanın korunması için Türkiye’de tescil koşulu aranmamaktadır. Tanınmış markanın başkası tarafından aynı veya benzeri mal veya hizmetler için aynı veya benzer nitelikte marka başvurusu yapıldığında, tanınmış marka sahibi 6769 sayılı Kanunu’nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasına göre iki ay içinde itiraz edebilir.</p>
<p>Tanınmış marka Türkiye’de tescil edilmiş ise, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesinin birinci fıkrasında, <em>“Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.”</em> şeklinde yer alan korumadan yararlanabilir.</p>
<p><strong>Tanınmış Marka Sahibinin Hükümsüzlük Talebi</strong></p>
<p>6769 sayılı Kanunu’nun <em>“Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi”</em> başlıklı 25. maddesinde, 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği düzenlenmiştir. Paris Sözleşmesi bağlamında tanınmış marka sahibi, 6. maddede belirtildiği şekilde marka tesciline süresinde itiraz etmemiş ve marka tescil edilmişse, markanın hükümsüzlüğü davası açabilir.</p>
<p>6769 sayılı Kanunu’nun 25. maddesinin altıncı fıkrasında, <em>“Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.”</em> şeklinde yer alan düzenleme gereğince beş yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte marka tescili kötüniyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyecektir.</p>
<p><strong>SONUÇ </strong></p>
<p>Bir markanın tanınmışlığı kavramı ve unsurları, tanınmışlığının hangi kriterlere göre belirleneceği ve hangi sınırlar içerisinde koruma sağlayacağının tespiti büyük önem taşınmaktadır. Bir markanın tanınmış olduğu hususunun tespitinde, Yargıtay içtihatları ile birlikte AB nezdinde verilen kararların ve sunulan görüşlerin ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların dikkate alınarak değerlendirilme yapılması gerekmektedir. Bir markanın tanınmışlığı, mal ve hizmetlerin kalitesinin sabitlenmesini, tüketicinin güveninin kazanılmasını sağlanmasını ve buna bağlı olarak kazancın artmasını sağlamaktadır.  Uluslararası ticaretin artması ve küreselleşmesi, tanınmış markaların korunmasını daha önemli hale getirmektedir.</p>
<p><strong>Av. Arb. Yasemin McGlinchey </strong></p>
<ul>
<li>Tekinalp, Ünal: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 2012, s. 381</li>
<li>European Union Intellectual Property Office (EUIPO), 2016: 16-28</li>
<li>Tekinalp, Fikrî Mülkiyet, s. 411.</li>
<li>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.9.2005 tarihli 2005/476 E. &#8211; 2005/483 K. sayılı kararında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin , 13.03.1998 tarih, 5647/1704 sayılı kararına atıf yapılmıştır.</li>
<li><a href="https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/commonContent/Specific" target="_blank" rel="noopener">https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/commonContent/Specific</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümrük İşlemleri</title>
		<link>https://akinavukatlik.com/gumruk-islemleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2021 09:45:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akinavukatlik.com/?p=2069</guid>

					<description><![CDATA[Gümrük Müşavirlerinin Vekâlet Sözleşmesinden Doğan İşi Sadakat ve Özen ile Yapma Sorumluluğu Gümrük, dış ticaret işlemlerinin yürütüldüğü, eşya ve malların ... <a class="cz_readmore" href="https://akinavukatlik.com/gumruk-islemleri/"><i class="fa fa-angle-right"></i><span>Daha fazla oku</span></a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gümrük Müşavirlerinin Vekâlet Sözleşmesinden Doğan İşi Sadakat ve Özen ile Yapma Sorumluluğu</strong></p>
<p>Gümrük, dış ticaret işlemlerinin yürütüldüğü, eşya ve malların ülke sınırlarından giriş ve çıkışlarında kontrollerin yapıldığı ve vergilerin ödendiği merkezlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren ve çıkan eşyaya ve taşıt araçlarına uygulanacak gümrük kuralları 04.11.1999 tarihli 23866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile düzenlenmektedir. İş bu Kanun’un 2. Maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kapsamakta olup Türkiye kara suları, iç suları ve hava sahası gümrük bölgesine dahildir.</p>
<p>Gümrük müşaviri, eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin gümrük işlemlerini dolaylı temsil yoluyla takip eden, sonuçlandıran ve kendilerine Bakanlıkça gümrük müşaviri izin belgesi verilen kişidir.</p>
<p>4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun <em>“Temsil hakkı ve yetkilendirilmiş yükümlü”</em> başlıklı 5. Maddesinde, herkesin gümrük mevzuatı ile öngörülen tasarrufları ve işlemleri gerçekleştirmek üzere gümrük idarelerindeki işleri için bir temsilci tayin edebileceği, gümrük müşavirlerinin dolaylı temsilci olarak eşya sahipleri adına hareket edecekleri düzenlenmiştir. <sup>1</sup></p>
<p>4458 sayılı Kanun’un <em>“Gümrüklerde İş Takibi ve Gümrük Müşavirleri”</em> başlıklı 225. Maddesinin 1 inci fıkrasında, <em>“Eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin faaliyetler, 5 inci madde hükümleri çerçevesinde, sahipleri ile bunların adına hareket edenler tarafından doğrudan temsil yoluyla veya gümrük müşavirleri tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilir ve sonuçlandırılır. Gerçek kişinin doğrudan temsil yoluyla iş takibi, geçerli vekaletnameye istinaden ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen eşyanın ve özel kullanıma mahsus taşıt araçlarının gümrük işlemleri ile ilgili olarak mümkündür. Posta yolu ve hızlı kargo taşımacılığı kapsamında gelen ya da gönderilen, miktarı ve değeri Cumhurbaşkanınca belirlenecek eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması faaliyetlerinin takip edilip sonuçlandırılmasında, posta idaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler dolaylı temsilci olarak yetkili kılınabilir.”</em> şeklinde yer alan hükümde belirtilen kişiler gümrük idarelerinde dolaylı temsilci olarak iş takip edebilirler.</p>
<p>Genel olarak vekalet sözleşmesi, vekilin kendisine vekalet vermiş olan kimsenin bir işini görüp bir işlemini yapma borcu altına girdiği sözleşmedir. Gümrük müşavirleri ile eşya sahipleri arasındaki vekâlet sözleşmesi ise eşyanın eşya sahibinin talebine göre bir gümrük rejimine tabi tutulmasına ilişkin gerekli işlemlerin gümrük müşaviri tarafından yürütülmesini sağlamak üzere yapılmaktadır. <sup>2</sup></p>
<p>Vekalet sözleşmesinin niteliği gereği genel olarak vekalet sözleşmelerinde şekil şartı öngörülmemesine rağmen; 4458 sayılı Kanun’un 5. Maddesinin 3 üncü fıkrasında, <em>“Temsilci, temsil edilen kişi namına hareket ettiğini beyan etmek, temsilin doğrudan veya dolaylı olduğunu belirtmek ve sahip olduğu temsil yetki belgesini gümrük idarelerine ibraz etmek zorundadır.”</em> denilmekle gümrük müşavirleri ile eşya sahipleri arasındaki temsil yetkisinin vekâletname ile ispatı zorunlu tutulmuştur.</p>
<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda vekalet sözleşmesine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı “Vekilin Borçları” başlığı altında 505-509 maddelerinde vekilin vekalet sözleşmesinden doğan sorumlulukları düzenlenmiştir. Gümrük müşavirleri ile eşya sahipleri arasında yapılan vekalet sözleşmesi kapsamında gümrük müşavirlerinin, işi sadakat ve özenle, vekalet verenin iradesi ve talimatlarına uygun olarak bizzat yapmak, vekaleti süresince vakıf olduğu vekaleti sırasında ve sonrasında saklamak ve alınanları iade etmek borçları bulunmaktadır. Vekilin sayılan bu yükümlülükleri yerine getirmemesi, tazminat ödemesine, ücret alma hakkı varsa alacağı ücretin azaltılmasına, şartları oluşmuşsa cezai sorumluluğuna ve azledilmesine sebep olabilmektedir.<sup>3</sup></p>
<p>Vekalet sözleşmesinin kaynağını oluşturan Roma Hukuku’ndan itibaren var olan vekalet ilişkisinde, tarafların birbirlerine olan güven unsuru büyük önem taşımaktadır.<sup>4</sup> 6098 sayılı Kanun’a göre düzenlenen vekalet sözleşmeleri geniş ölçüde sözleşmenin taraflarının birbirlerine karşı olan güvenlerine dayanmaktadır ve vekilin borçları da genellikle söz konusu güven unsuru dolayısıyla, kendisinin vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranışta bulunma yükümlülüğünden doğmaktadır.<sup>5</sup></p>
<p>6098 sayılı Kanun’unda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 6098 sayılı Kanun’un “<em>Şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme” </em>başlıklı 506. Maddesinde, “<em>Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” </em>şeklinde hükme yer verilmiştir. <sup>6</sup></p>
<p>Vekalet sözleşmelerinde özen borcu esasen vekilin diğer borçlarının ifasında da rol oynamaktadır, bu nedenle vekilin özen borcunun diğer borçlarına nazaran özel bir yeri ve önemi haiz olduğunu belirtmek mümkündür. <sup>7</sup></p>
<p>TDK’da özen kelimesinin <em>“bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama, özenme, itina, ihtimam” </em>gibi birden fazla anlamı taşıdığı belirtilmektedir.<sup>8</sup> Doktrinde vekilin özen borcunun ise, güven unsurunun son derece etkili olduğu vekalet sözleşmesi kapsamında yüklendiği işi, vekalet verenin menfaatine olacak şekilde yürütmesi ve zarara neden olacak her türlü eylemden kaçınmasını kapsamaktadır.<sup>9</sup> Yargıtay ise özen borcunu <em>“Vekilin iş görme ile hedef tutulan sonucun başarılı olması için hayat deneylerine ve işlerin normal akışına göre gerekli girişim ve davranışlarda bulunması ve başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınması özen borcunun konusunu teşkil eder.” </em>şeklinde tanımlamaktadır. <sup>10</sup> Bu kapsamda vekil iş görürken amaçlanan sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca kavuşmak için yaptığı çalışmaların özenle görülmemesinden sorumludur.</p>
<p>Vekilin göstermesi gereken özenin belirlenmesinde, mesleğin gerektirdiği ortalama akıl, fiziksel ve manevi yeteneklere sahip ve ayrıca kaçınılabilmesi mümkün olan hiçbir hatayı işlemeyen insan modelinin esas alınmaktadır. <sup>11</sup> 6098 sayılı Kanun’un 506. Maddesinin 3. Fıkrasında, vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranışın esas alınacağı düzenlenmiştir. Bu davranış esasları her mesleğe özgü ortalama davranış ölçü alınarak belirlenmektedir.</p>
<p>Gümrük müşavirlerinin alanı ile ilgili olarak özel bir uzmanlığı, yeteneği ve niteliği olması nedeniyle vekalet verenin vekili bu özellikleri nedeniyle tercih etmesi halinde vekilden, ortalama bir vekile oranla sahip olduğu özellikler ölçüsünde daha fazla bir özen göstermesi beklenmektedir. Bu durumda vekilin yalnızca tedbirli olması yeterli olmayıp, öngörülmesi mümkün olan tüm olasılıkları dikkate alması; dolayısıyla da hafif kusurundan dahi sorumlu tutulması söz konusu olmaktadır. Vekilin, fiziksel ya da manevi olarak yetersiz olması, bilgi ve deneyim bakımından eksik olması, mesleki alandaki yenilikleri takip etmemesi veya haberdar olmaması, işlerinin yoğunluğu, iş yerinde kendisine verilen iş yükü nedeniyle şartlarının zorlu olması kendisini sorumluluktan kurtarmayacaktır. Söz konusu durumların mevcut olması halinde sorumluluğunun doğmasını önlemek üzere vekilin vekaleti hiç kabul etmemesi veya derhal reddetmesi gerekmektedir.</p>
<p>Vekilin sadakat ve özen borcunu yerine getirmemesi halinde vekâlet verenin bir zararı oluşursa vekil, bu zararı karşılamak zorundadır. Burada özen borcunun yerine getirilmediğini ispat külfeti vekâlet verene aittir. Vekâlet veren özen ve sadakat borcunun yerine getirilmemesinden dolayı amaçlanan sonucun ortaya çıkmadığını ispat edecektir. Vekil ise borcun yerine getirilmemesinde bir kusuru olmadığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilecektir. Kural olarak meslek sahibi olan vekiller genellikle bilinen ve kabul edilen kural ve usulleri bilmedikleri taktirde sorumlu olacaklardır.<sup>12</sup></p>
<p>Sonuç olarak, gümrük müşavirleri ile eşya sahipleri arasındaki vekalet sözleşmesinin niteliği gereği işin gümrük mevzuatına uygun ve ortalama bir vekile oranla sahip olduğu özellikler ölçüsünden daha fazla bir özen ile yürütmeleri gerekmektedir. Vekilin kendisinden beklenen özen borcuna aykırı hareket etmesi halinde vekilin sorumluluğu doğmaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Arb. Av. Yasemin McGlinchey</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li>11.1999 tarihli 23866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu</li>
<li>Baş Sobacı, Gümrük Müşavirliği Mesleği ve Gümrük Müşavirlerinin Sorumlulukları, Yüksek Lisans Tezi, (2018) Ankara S.36</li>
<li>Baş, Gümrük Müşavirlerinin Mesleki Faaliyetleri Kapsamında Dolaylı Temsil Yetkileri ve Hukuki Sorumlulukları, Hacettepe HFD, 6(1) 2016, 193–212,</li>
<li>Akıncı, Vekalet Sözleşmesinin Sona Ermesi, Sayram Yayınları, Konya, 2004, s. 1; Zimmermann, s. 424-426</li>
<li>“… Bilindiği üzere, Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.” Y 1. HD., E. 2019/2908 K. 2021/1434 T. 15.3.2021</li>
<li>11/1/2011 tarihli 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu</li>
<li>Başpınar, s. 143.</li>
<li>http://www.tdk.gov.tr, (17.06.2021).</li>
<li>Akipek, s. 55; Tamer İnal, Borca Aykırılık Dönme ve Fesih, 4. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2014, s. 395- 396; Akipek, s. 55.</li>
<li>Y 13. HD., E. 2013/19061 K. 2014/21353 T. 26.6.2014, Bkz. Prof. Dr. Haluk Tandoğan. Borçlar Hukuku Özel Borç ilişkileri Cilt 2. Sh. 231</li>
<li>Aydoğdu, Kahveci, s. 798; Aral, Ayrancı, s. 449.</li>
<li>Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/816, K. 2018/287, T. 25.4.2018, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/222 K. 2019/667, T. 20.6.2019, Yargıtay Kararı &#8211; HGK., E. 2017/48 K. 2019/372 T. 28.3.2019, Yargıtay 23. HD., E. 2017/3125 K. 2020/2665 T. 8.9.2020, Yargıtay 23. HD., E. 2017/2168 K. 2020/3453 T. 5.11.2020</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
